Baskıcı rejimler 'sanal muhalefet'e karşı koyamayabilir

15/1/2008 · Kategori: anaekran

Baskıcı rejimler 'sanal muhalefet'e karşı koyamayabilir

Baskıcı rejimler 'sanal muhalefet'e karşı koyamayabilir
Suudi rejimi ülkenin en sevilen ve kraliyet ailesini eleştirmesiyle tanınan blogcusunu tutuklasa da, sanal âlemin özgürleştirici etkisine karşı koyamayabilir.


15/01/2008


Suudi Arabistan'ın otoriter rejiminin siyasi mahkûmları hapiste tuttuğu bir sır değil. Fakat krallıkta ilk kez bir blogcunun tutuklanması, alışılmadık miktarda uluslararası ilgi gördü. Suudi hükümeti, müttefiki ABD'den bile bir miktar eleştiri aldı. Ülkenin en popüler blogcusu Fuad el Farhan geçen ay Cidde'de tutuklandı. Bu kimse için sürpriz değildi. Gerçek adıyla yazan Farhan, kraliyet ailesinin yolsuzluklarına karşı sesini yükseltmesiyle tanınmıştı. Farhan, geçen yılın başında tutuklanıp mahkemeye çıkarılmayan bir grup adamı desteklemesi nedeniyle gözaltına alınabileceği konusunda uyarılmıştı. Bu grup teröre destek vermekle suçlanıyor ama asıl suçları, bir sivil haklar örgütü kurmayı planlamaları gibi görünüyor. Farhan ayrıca en az sevdiği 10 Suudi'nin listesini yapmıştı; aralarında işadamı olan bir prens, önde gelen bir din adamı, bir bakan ve başyargıç da vardı.
Yine de bu olay, Suudi toplumundaki yeni bir fenomene ışık tuttu: İnternetin bir siyasi tartışma forumu olarak yükselişi. Rejim her zaman için siyasi partileri, özgürce toplanmayı ve sivil hak kuruluşlarını yasakladı. Fakat büyük soru şu: Sanal âlemi de kontrol edebilir mi? Blogculuk, krallıkta son yıllarda etkileyici bir biçimde gelişti. Bu tür internet siteleri ilk başta moda ve dedikodu gibi zararsız konularla ilgileniyordu fakat giderek siyasileştiler. Ülkenin yaklaşık 500 blogcusunun hepsinin liberal veya reformcu olduğu söylenemez ama böylesine kısıtlayıcı bir toplumda fikirlerin canlı bir biçimde paylaşılması yeni bir gelişme. Önemli miktarda kadın blogcunun varlığı da etkileyici. Bazı internet siteleri kapatıldı. Fakat internetin çok yönlü doğası, bu sitelerin yeni bir isimle veya yeni bir adreste açılabileceği anlamına geliyor.
Farhan'ın tutuklanması anaakım Suudi medyasına haber olmadı. Fakat hızla internetten öğrenildi. 200'den fazla Suudi blogcu tutuklamayı eleştirdi. Bazıları, 'Fuad'ı serbest bırakın' adlı bir site bile kurdu. Bu tutuklama muhtemelen, krallıktaki blogcuları hizaya sokmak için gerçekleştirildi. Ancak bir şey değiştiyse de, Suudi Arabistan'ın 'online
eylemcileri' cesaretlenmiş görünüyor.
Bunu söylemek için erken ama internet görünüşe göre en kapalı ve baskıcı rejimler üzerinde özgürleştirici bir etkiye sahip. Bu sanal ayaklanmanın nerede sonlanacağını görmek etkileyici olacak.


(Başyazı, 14 Ocak 2008)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Devlet faaliyeti ve bireyin yaşam alanı

15/1/2008 · Kategori: anaekran

Günün Sözü
Denk olmayan birleşmelerin en kötüsü gönüllerinkidir.
Chamort

Tarihte Bugün

Takvimler 15 ocak tarihini gösterdiği zaman

...
1902 yılında,
Ünlü şair Nazım Hikmet Ran Selanikte dünyaya geldi.

Devlet faaliyeti ve bireyin yaşam alanı

Devlet faaliyeti ve bireyin yaşam alanı
İLÜSTRASYON: HİCABİ DEMİRCİ
Bireyleri bütünün parçacıkları olarak görmek organizmacı görüşün bir başka biçimi değil midir?


Bireyleri parçacık olarak nitelemek her ulus-devletin inşasının



temelinde organizmacı görüşün bulunduğunu ortaya koymuyor


mu?


Bireyler birer 'parçacık' değil, arzu yüklü öznelerdir.


15/01/2008


HALİL TURHANLI


Alman entelektüel dünyasının XVIII. yüzyıl sonu en önemli isimlerinden biri olan, Alman eğitim sisteminin mimarı, Berlin Üniversitesi'nin kurucusu, liberal düşünce geleneğinde çok önemli bir yere sahip büyük hümanist Wilhelm von Humboldt, 1789'da devrim Fransası'nı ziyaret ettiğinde orada bir anda kendini siyaset teorisi açısından canlı bir laboratuarın içinde bulmuştu.
Peki, genç Humboldt bu laboratuvarda neler gözlemiş, nasıl sonuçlar elde etmişti? Topluma yasalarla biçim verilmek, toplumun yasalarla düzenlenmek istediğini görmüş, kuşkuya kapılmış ve devrim konusunda çekinceler edinmişti. Yanlış anlaşılmasın: Humboldt elbette bir reaksiyoner değildi; bu nedenle, onun kuşku ve kaygıları Edmund Burke'un devrime duyduğu tepkiden kesinlikle farklıydı.

Halkın iyiliği
Humboldt toplumu yasalarla yeniden biçimlendirmenin halkın iyiliği ve mutluluğu için gerektiğinde halka karşı zor kullanmayla sonuçlanabileceğini görmüş, kaygılanmıştı. Bu nedenle Humboldt'un devletin faaliyet alanının geriye çekilmesi, devlet ve birey ilişkileri konusundaki düşünceleri Prusya'daki bürokratik devletin yanı sıra katı cumhuriyetçiliğin eleştirisi olarak da okunabilir.
Prusya devleti toplumu organik bir bütün olarak gören, bireyi bütünün bir uzvu olarak kavrayan, bireyin özerkliğini reddeden ve onun hayatını şekillendirme hakkını tanımayan organizmacı görüş temelinde inşa edilmişti. Bu devlet bürokratik ve ataerkil bir güç olarak kendine sakladığı geniş bir alanda topluma müdahalede bulunuyordu. Toplumun iyiliği ve mutluluğu adına yapıyordu bunu. Hem kolluyor, hem de azarlıyordu.
Devletin faaliyetlerini yürütmek için oluşturduğu bürokrasi ve kurumlar
bireyin yaşam alanına müdahalede bulunur, onun yaşam alanını kuşatırlar. Bireyi disiplin altına alır, belirli davranışları dayatır ve tekdüzelik üretirler.
Humboldt, 1791 yılında henüz 24 yaşındayken yazdığı, fakat ancak ölümünden sonra yayımlanabilen 'Devlet Faaliyetinin Sınırları'nda öncelikle Prusya'daki güçlü devletçiliği, 'iyiliksever despotizmi' eleştiriyordu. Devletin geri çekilmesiyle açılacak alanın yurttaşların oluşturacağı gönüllü birliklerce doldurmasını öneriyordu. Bu alan insanların kendilerini özgür bireyler olarak da serbestçe geliştirebilecekleri ortam olacaktı. (Wilhelm von Humboldt, Devlet Faaliyetinin Sınırları, çev. B. Seçilmişoğlu, Liberte Yayınları, 2004)

Devlet-toplum
Ulus-devlet, devlet ve toplum ilişkisini organizmacı görüş temelinde kavrayan düşüncesinin siyasi ifadesidir. Bir başka deyişle, her ulus-devlet belirli ölçüde organizmacı bir anlayışla inşa edilmiştir. Dolayısıyla, Humboldt'un eleştirileri Prusya devletiyle sınırlı olmayıp genelde ulus-devlet yapılanmasını içermektedir. Daha açık bir anlatımla, devrim sonrası Fransa'da gözlemlediği Jakobenlerin topluma yasalarla biçim verme girişimleri de devlet faaliyetlerinin sınırları konusundaki düşüncelerinin şekillenmesinde etkili olmuştu. Bunun iktidarın merkezde yoğunlaşmasına yol açacağını, bireyin özerkliğini ihlal edeceğini sezinlemişti.
Söz konusu düzenlemelerin devlet eksenli hayat doğuracağını düşünüyordu.
Katı bir cumhuriyetçiliğin savunucusu olarak Regis Debray, yurttaşlar topluluğu oluşturmuş insanların 'bireysel arzu toplamı'ndan daha fazla bir şey olduğunu, istikrarlı bir biçimde daima bir arada kalabilmelerinin öncelikle kendilerini bir bütün hissetmelerine bağlı olduğunu ileri sürer ve 'siyaset mantığı'nın bunu öngördüğünü vurgular (R. Debray, Sanat Aşkıyla, çev. N. Güpgüp, Sel Yayıncılık, 1999, s. 106). Ne ki, yurttaşlar topluluğunu oluşturan bireylerin böyle hissedebilmeleri için bazı düzenlemeler, dayatmalar gerekli olabilir. Topluluk (ulus) kendini aşan
bir başvuru değeri, bir kurucu lider etrafında birleştirilir. (Debray, s. 108). İdealleştirilmiş bir geçmiş ve bu geçmişe ait mitlerle bir sınır çizilir, sınır yasalarla tahkim edilir ve böylelikle, 'parçacıklar' bir araya toplanır, 'çembere alınır.' Bütünün dağılmasına yol açabilecek yollar kapatılır.
Bireysel arzuyu bireyin özerkliği açısından vazgeçilmez sayan klasik liberal düşüncenin karşı çıktığı tam da budur işte.
Humboldt bu sonucu daha 1789'da görmüş ve kaygılanmıştı. O, bireysel arzunun istikrarlı bütünlükten daha değerli olduğunu savunur ve bu konuda ödünsüzdür. Gerçekten, bireyler toplumu oluşturan birer 'parçacık' değil, arzu yüklü öznelerdir. Özgür ve demokratik bir toplumdan söz edebilmek için bireysel arzu toplumsal hayatta akışkanlık içinde ve serbest dolaşımda olmalıdır.
Görünen o ki, liberal ve liberter felsefenin bireyi katı cumhuriyetçiliğin diline 'parçacık' olarak tercüme edilmektedir. Ama bireyleri bütünün parçacıkları olarak görmek organizmacı görüşün bir başka biçimi değil midir? Bireyleri parçacık olarak nitelemek her ulus-devletin inşasının temelinde şu ya da bu ölçüde organizmacı görüşün bulunduğunu ortaya koymuyor mu?

Gönüllü birlikler
Yukarıda, Humboldt'un toplumun gönüllü birlikler halinde örgütlenmesini, toplumsal görevlerin ve dayanışmanın bu birlikler tarafından yerine getirilmesini önerdiğini, toplumun dışarıdan hiçbir dayatma ve müdahale olmaksızın kendiliğinden örgütlenmesini savunduğunu belirtmiştim. Klasik liberal öğretinin yetkin sözcüsünün bu önerisi sol liberter düşüncenin devlet ve toplum ilişkisine bakışına çok yakındır. Örneğin, Noam Chomsky de devletin alan boşaltmasını, boşaltılan alanların gönüllü birliklerce doldurulmasını doğrudan ve katılımcı demokrasi açısından yaşamsal sayar. Onun , 'Gerçek bir demokraside devletin rolü ne olmalı?' sorusuna verdiği cevap Humboldt'un görüşlerini öteye taşır: "Demokrasi vatandaşların üretim ve ticaret araçlarını denetleyebileceği, içinde yaşadıkları çevrenin genel idaresinde yer alabileceği kadar genişlediğinde devlet aşamalı olarak kaybolacak. Yerini işyerimizdeki ve yaşadığımız yerdeki gönüllü birlikler alacak" (Chomsky ile yapılan söyleşi, Le Monde Diplomatique, Ağustos 2007, söyleşinin çevirisi için Bkz. 12. Ağustos 2007 tarihli Radikal).
Humboldt ve John Stuart Mills gibi klasik liberal düşünürlerin radikal hümanist iletileri, devletin toplumsal hayata ve bireyin yaşam alanına yaptığı müdahalelere karşı yönelttikleri eleştiri, özgürlükçü sol düşünce açısından önemini koruyor.

Halil Turhanlı: Yazar, Açık Radyo programcısı


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Sibirya soğuğu geceleri ortaya çıkacak.

15/1/2008 · Kategori: anaekran


Sibirya soğuğu geceleri ortaya çıkacak

Sibirya soğuğu geceleri ortaya çıkacak
Uzungöl de beyazlara bürünürken Meteoroloji, iç ve doğu başta, birçok bölgede gece sıcaklıklarının uzun yılların en düşük değerinde seyrettiğini söylüyor.

 FOTOĞRAF:
ZEKERİYA SARIHAN / AA

Uzun yıllar ortalamasının altındaki hava, gündüzleri biraz ısınacak ama geceleri Sibirya soğukları sürecek


15/01/2008




ANKARA -


Ardahan'da kanalizasyonu, Kayseri'de kombileri, Sivas'ta doğalgaz bacalarını donduran Sibirya soğukları bugün kısmen hafifleyecek. Hava sıcaklığı bugün yurdun iç ve doğu kesimlerinde, yarından itibaren batıda iki-dört derece artacak. Ancak gece sıcaklıkları özellikle iç ve doğu bölgelerde yine 'uzun yıllar ortalamalarının altında' seyretmeyi sürdürecek.



Yurdun batı kesimleri bugün yağışlı havanın etkisine girecek. Yağışlı hava hafta sonuna kadar Marmara'nın batısıyla kıyı Ege'de aralıklarla devam edecek.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Sibirya yüksek basıncının etkisi altında özellikle gece sıcaklıklarının yurdun büyük bölümünde 'uzun yıllar ortalamalarının altına indiğini' açıkladı.



Genel Müdürlüğün Hava Tahmin Analiz Şube Müdürü Murat Şahin, Türkiye'nin kuzeydoğu üzerinden gelen Sibirya yüksek basıncının etkisine girdiğini, sıcaklığın mevsim normalinin iki derece altında seyrettiğini söyledi. Azor yüksek basıncı nedeniyle geçen yıl kışın çok soğuk geçmediğini hatırlatan Şahin, Ankara'da geçen yıl ocak ayı sıcaklığının 10 derece, bu yılsa üç derece olduğunu söyledi. Meteoroloji yetkilileri, bu yıl kar ya da yağmur yağışının az olduğu yönünde açıklama yapmak için erken olduğunu, ancak şu ana kadar yağışların normal olduğunu söyledi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1884 İstanbul Lisesi açıldı. Okulun ilk adı ''Şems-ül Ma

15/1/2008 · Kategori: anaekran

1884- İstanbul Lisesi açıldı. Okulun ilk adı ''Şems-ül Maarif'' idi.

1896'da
resmi okullar arasına dahil edildi.

  

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BELGEDE FRANSA'NIN DA İMZASI VAR

15/1/2008 · Kategori: anaekran

 "BELGEDE FRANSA'NIN DA İMZASI VAR"

ResimKONYA - Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Rene van der Linden, ''Bütün Avrupa ülkeleri, Türkiye kriterleri yerine getirdiği zaman bu ülkeyi tam üyeliğe kabul edeceklerine dair belgeyi imzalamışlardır. Buna göre, iki taraf da vaat ettikleri şeyleri yerine getirmek durumundadır. Buna Fransa da dahildir'' dedi.
Linden, Avrupa Konseyi Parlamentosu Türk Delegasyonu Başkanı AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu ile Konya Valisi Osman Aydın'ı ziyaret etti.
Bir gazetecinin, ''Fransa'nın Türkiye'ye tam üyelik yerine bir başka statü verilmesi'' önerisini nasıl değerlendirdiği yönündeki sorusu üzerine Linden, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmeyi, böylece gerekli kriterleri de yerine getirmeyi kabul ettiğine dikkati çekti. AKPM Başkanı, Türkiye'nin zaten bu kriterleri yerine getirmek için büyük gayret gösterdiğini vurguladı.
Türkiye'nin reform sürecine devam etmesi gerektiğini kaydeden Linden, ''Yeni anayasa hazırlıkları olduğunu biliyoruz. 301. maddenin değiştirilmesi lazım. Düşünce ve basın özgürlüğü konusunda da yakın zamanda daha iyi adımlar atılacağına inancım var'' diye konuştu.

 SİLOPİ'DE TERÖR ÖRGÜTÜ PKK OPERASYONU
Şırnak'ın Silopi ilçesinde terör örgütü PKK'ya yardım ve yataklık yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 7 kişiden 4'ü tutuklandı.
   15.01.2008 - 16:33:00

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

http://blomedya.deriz.biz

"Yalnız işsiz olanlar değil, daha iyi işler yapabilecek olanlar da başıboştur." Sokrates hayâl gücü bilgi'den daha önemlidir.

il il nufus